![]() |
| Anasayfa | Sosyal Gruplar | Resim Albümleri | Arkadaşlarım | Profile Ayarları | Forum Kuralları | JOİNTR neremiş |
|
||||||||
| Kişisel Sayfam Kişisel Sayfanızı Hazırlayın, Düşüncelerinizi Özgürce İfade Edin. Doğru Hazırlayan İlk 100 Kişiye varbak vip üyeliği |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||
|
KARYA'nın Kişisel Sayfası --- Her Hafta Güncellenecek.!
AŞK NEDİR ? ![]() Aşk cesaret ister,kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı islenilen en doğru suç ortaklığıdır. Aşk hayatın tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır.Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz. Niçin aşk? Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar,güzellikler? Tek başına aşkı tanımlamak her şeyden soyutlamak mümkün mü? Hayır ! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı.Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı. Nedir şu aşk...? Aşk hayatin bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adi kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, "Aşık oldum" dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir. Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik,aşkın sırrını da çözerdik herhalde. Ama o zaman da aşkın insani alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Aşk hayata karşı islenen en güzel ve en doğru suç ortaklığıdır, aşk hayatin bütün tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yaşanılan aşkı suçlamak ,yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmese de, acı çekeceğini hissetse de, yarin terk edileceğini bilse de, ailesini karsısına alacağını bilse de taviz vermemeli aşkından, "Seni Seviyorum" diyebilmeli göğsünü gere gere. Aşk iste o zaman aşktır. Ve bunun doğrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın kendisi doğrudur. Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insani. Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya çalışmanız,bağlılıktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umurunda değildir. İste aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yürekliliğidir, belki de yeni hayata geçebilme yolu... Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya başlaması o kadar da zor değildir... Aşktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savun aşkını. Biliyor musunuz , hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteliğin içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK.!!. Lütfen ona haksizlik etmeyin .. Aşkına sana aşık olana sahip çık ve onu kaybetme '' SENİ SEVİYORUM '' Demek İçin Geç Kalma ; Sevgiyle Kal .. 1- "Seni seviyorum" demeye doymuyorsanız. 2- En bakımsız halinizi bile görmesine aldırmıyorsanız. 3- En bakımsız halinize bile bayılıyorsa. 4- En sarhoş olduğu zamanlarda bile, asla size eski sevgilisinin adıyla hitap etmiyorsa. 5- Eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyorsa. 6- İş seyahatine çıktığında ondan haber alamadığınızda, sinirlenmek yerine, başına birşey gelmesinden endişe ediyorsanız. 7- Gazetenin 3. sayfasını okurken gördüğünüz kötü haberler sizi çok etkiliyorsa ve "ya o da böyle bir kaza geçirirse" diye düşünüp telaşa kapılıyorsanız. 8- Başınız çok ağrıdığında, uyumanıza yardım etmek için, bütün gece size Sindrella'yı ve Robin Hood'u anlatıyorsa 9- Birlikte tatlı yaparken çok eğleniyorsanız. 10- Alışverişten sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi kartı borcunuzu öğrenmek için değil, aldığınız şeyleri görmek için. 11- Yedekte adam tutmak huyunuz, esrarengiz bir şekilde sizi huzursuz etmeye başladıysa. 12- Sizin için çok önemli bir toplantıda, yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere dalıyorsanız. 13- En aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyorsa. 14- Eski Türk filmleri sizi ağlatmaya başladıysa. 15- Çevrenizdekiler, sizin çok daha anlayışlı ve pozitif biri haline geldiğinizi söylemeye başladılarsa. 16- Daha telefon çalarken, onun aradığını anlıyorsanız. 17- Siz seyahatteyken, hergün çiçeklerinizi sulamak için size uğruyorsa. 18- Size araba kullanmayı öğretirken, sabrını sonuna kadar muhafaza edebiliyorsa. 19- Saçınızın rengini bir ton bile değiştirseniz, loş ışıkta dahi farkı anlıyorsa. 20- Birbirinizin kredi kartı şifresini biliyorsanız. 21- Annenizle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsa. 22- Annesiyle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsanız. 23- Henüz evlenmeden çocuk isimlerinden bahsetmeye başladıysanız. 24- Onsuz tatile çıktınız ve bütün vaktinizi telefon başında onu ne kadar çok özlediğinizi anlatarak geçirdiniz. 25- Canınız işe gitmek istemediğinde sizin için patronunuzu arayıp hasta olduğunuzu söylüyorsa. 26- Siz kilo aldıkça, tombul kadınları sevdiğinden bahsediyorsa. 27- Üzerinde son derece eski moda giysiler olsa bile, onunla en yakın arkadaşlarınızın uğrak mekanı olan bara gitmekten rahatsız olmuyorsanız. 28- Size durup dururken çiçek alıyorsa. 29- Size hala oyuncak ayılar ve tüylü köpekler alıyorsa. 30- Ne kadar saklamaya çalışsanız da, bugün sizin için kötü giden birşeyler olduğunu farkediyorsa. 31- Yorgun olduğunda bile size seve seve masaj yapıyorsa. 32- Onun yüzünden eğitiminizi yarım bırakmanın veya kariyerinize zarar verecek bir adım atmanın "fedakarlık" olduğunun farkındaysa. 33- Başınız sıkıştığında ilk aklınıza gelen onun koruyucu omuzlarına ihtiyacınız olduğuysa. 34- Sizin için yemek, temizlik hatta ütü yapıyorsa. 35- Arkadaşlarınızla vakit geçirmeniz ve onun dışında da bir hayatınız olması konusunda sizi>destekliyorsa. 36- Özel günleri asla unutmuyor ve ufakta olsa mutlaka bir hediye alıyorsa. 37- Sizin için ağlamaktan utanmıyor hatta bunun için gurur duyuyorsa. 38- Çok paraya ihtiyacınız olduğu bir dönemde hiç düşünmeden bilgisayarını satabilecek kadar düşünceliyse. 39- Bir sorunu olduğunda ima yoluna gitmek yerine açık açık konuşmayı tercih ediyorsa. 40- Aynı bir şarj makinesi gibi enerjinizi tazeliyorsa. 41- Gecenin bir yarısı, sadece sizi sevdiğini söylemek için telefon ediyorsa. 42- Nasıl olsa birlikte yaşıyorsunuz diye kendini boşvermiyorsa. İlişkinizi taze tutmak için çaba sarfediyorsa. Mesela en sevdiğiniz restoranda rezervasyon yaptırıp size sürpriz ve romantik bir gece hazırlıyorsa. 43- Size ayak uydurmak için tenis dersleri alıyorsa. 44- Birlikte dans dersleri almayı teklif ediyorsa. 45- Gece kulüplerinde piyasa yapmaktansa, sizinle evde video seyretmeyi tercih ediyorsa. 46- Pijamalı halinizi gece kulüplerindeki çarpıcı kadınlara tercih ediyorsa. 47- Kendisi acılı sevdiği halde, sizin için yemeği acısız ısmarlıyorsa. 48- Sizin için dünyanın öbür ucuna giderse. 49- Size gözü gibi bakıyorsa ve gözleri 6 numara bozuk değilse. 50- Size hergün "Sevgililer Günü"yse. ![]() Dilerim yeni yaşında mutlulukların en güzelini yaşar, başarı merdivenlerini kolaylıkla tırmanırsın ve dilerim yüzün hep güler, neşeni hiç yitirmezsin. Dünyada eşsiz bir güzellik varsa o da kalbindedir. Hayatının bundan sonrası kalbinin güzelliği gibi geçsin. Hep sevgi dolu kalman ve mutlu olman dileğiyle... Doğumgünün kutlu olsun! Arkadaşlar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremezsin ama senin için her zaman varolduklarını ve seni düşündüklerini bilirsin. Doğumgünün kutlu olsun... Bugün belki de çok kişiden doğumgünü mesajı alacaksın, ancak şu an okuduğunen farklısı çünkü tümüyle sevgiyle yazılmış bir mesaj. İyi ki varsın... 160 kısa karaktere neler sığdırabilirim diye düşünüyorum ancak aklıma mutlu bir yaş ve sevgi dolu nice yıllar dilemekten başka bir şey gelmiyor. Seni seviyorum. Sesim güzel olmadığı için sana bir doğumgünü şarkısı söyleyemiyorum. Bu yüzdendir ki böyle kısa bir mesaj çekiyorum. Mutlu yıllar! Hmmmm bu mesajı neden çekiyorum, unuttum, inan hiç hatırlamıyorum. Dur bakayım.. dur dur buldum Doğumgünün kutlu olsun!... Dileğim bugün dilediğin tüm dileklerin gerçek olması. Belki yanında değilim ama bil ki kalbimin en derin yerinde bugünü seninle kutluyorum. Nice yaşlara... Bugün doğumgünün olduğu için farklı ve özel olduğunu mu sanıyorsun sen? Oysa sen benim için sadece bugün değil her gün farklı ve özelsin. İyi ki varsın... Doğduğun gün bulutları yırtarak, bir güneş gibi etrafına aydınlık saçarak girdin hayata. Hep sevgiyle yaşa! Nice yaşlara... Geleceğini oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. Nice seneler.. . Dilerim yeni yaşında mutlulukların en güzelini yaşar, başarı merdivenlerini tırmanırsın ve dilerim yüzün hep güler, neşeni hiç yitirmezsin. Doğumgünün kutlu olsun! Dünyada eşsiz bir güzellik varsa o da kalbindedir. Hayatının bundan sonrası kalbinin güzelliği gibi geçsin. İyi ki varsın ve iyi ki doğdun! Yaşa . Sev . Gül! Bunlar eksik olmasın yaşamında. Yaşın kaç olursa olsun her şeyin en güzeli seninle olsun. Nice mutlu, neşeli ve yaşam dolu yaşlara... Bugün bir yaşını daha doldurmanın mutluluğunu yaşarken geleceğin sana kalbindeki tüm dilekleri vermesini diliyorum. Doğumgünün kutlu olsun. FLUUUPPP! Bu bir sms sürprizi. Sana şans getirmek için burada. Bu yüzden hemen gözlerini kapat ve bir şey dile. Mutlu yıllar sana, mutlu yıllar sana. Kısa bir mesaj olmalı bu. Sana binlerce öpücük ve sevgi yolluyorum buradan.. Bil ki unutulmadın.. Doğumgünün kutlu olsun! Arkadaşlar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremezsin ama senin için her daim varolduklarını ve seni düşündüklerini bilirsin. Bugün beni göremezsen de bil ki yanındayım! Doğumgünün kutlu olsun... İyi ki varsın varsın.. Birlikte daha nice yaşlara... Dikkat! Bu mesaj sevgi, neşe ve iyi dilek içermektedir. Bir dakika için yaşamın ve seni düşünen birinin olduğunun sevincini hisset ve mutlu ol! Bu mutluluğun her zaman sürsün. İyi ki doğdun. Nice mutlu yaşlara... Bugün belki de çok kişiden doğumgünü mesajı alacaksın, ancak şu an okuduğun içlerinde en farklısı. Çünkü bu mesajın her harfi tamamen sevgiden oluşuyor. Hayatının her döneminde mutlu ve sağlıklı olmanı diliyorum. Tüm hayallerin gerçekleşsin, hayat güneşi her daim seni aydınlatsın! İyi ki doğdun ve iyi ki varsın... Sesim güzel olmadığından sana bir doğumgünü şarkısı söyleyemiyorum. Bu yüzdendir ki böyle kısa bir mesaj çekiyorum. Yeni yaşında da hep olduğun gibi sevgi dolu ve neşeli kal. Sana koskocaman mutlu bir yıl dilerim! Gönlünden ne geçiyorsa hepsinin gerçekleşmesi dileğiyle... Bugün doğumgünün olduğu için farklı ve özel olduğunu mu sanıyorsun sen? Oysa sen benim için sadece bugün değil her gün farklı ve özelsin... Dostluğunun, arkadaşlığının verdiği keyfi sana anlatmam çok zor. Kalbim hep seninle. İyi ki varsın.. Birlikte daha nice yaşlara... Sakın üzülme hayatın hızına, en güzel yıllar çabuk geçenlerdir... Geleceğini oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. Yüzünde her zaman bir gülümseme olsun çünkü sana çok yakışıyor. Daha nice mutlu yıllara... Dilerim yeni yaşında mutlulukların en güzelini yaşar, başarı merdivenlerini rahatlıkla tırmanırsın ve dilerim yüzün hep güler, neşeni hiç yitirmezsin. Sevgi dolu kalman ve mutlu olman dileğiyle... Doğumgünün kutlu olsun! Biraz şans, biraz sevgi ve sabır, birer parça zaman, başarı ve memnuniyeti de eklersek malzemelere, hepsini karıştırıp senin için uzun ve dileklerinin gerçekleştiği bir "hayat pastası" yapabiliriz sanırım... Nice yaşlara! Bir yıl daha bitti, ama sakın üzülme zaman çabuk geçiyor diye... Unutma ki herkes aynı şeyi yaşıyor. Bu yılın sonunda geriye baktığında umarım "harika bir yıldı" dersin.. Tüm dileklerinin gerçekleşmesi dileğimle.. Nice yıllara... Arkadaşlar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremezsin ama senin için her zaman varolduklarını ve seni düşündüklerini bilirsin. Bugün beni göremesen de bil ki yanındayım... Senin gibi dosta sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Hayatın tüm kötülüklerinin senden uzak olmasını dilerim. İyi ki varsın ve iyi ki dostumsun! Hep birlikte nice senelere... Doğumgünün kutlu olsun! Dikkat! Bu mesaj sevgi, neşe ve iyi dilekler içermektedir. Bir dakika için yaşamın ve seni düşünen birinin olduğunun sevincini hisset ve mutlu ol! Şimdi bu mutluluğuna sımsıkı sarıl ve ümidini koskoca bir yıl boyunca hiç yitirme! Aşkta, parada, sağlıkta her zaman kazanmanı dilerim. Sensiz bir hayatta kime gerçekten "dostum" diyebilirdim bilmiyorum. İyi ki dogdun. Nice mulu yaslara... Bugün belki de çok kişiden doğumgünü mesajı alacaksın, ancak şu an okuduğun içlerinde en farklısı çünkü tümüyle sevgiden ve dostluktan oluşmuş bir mesaj. Sesim güzel olmadığından sana bir doğumgünü şarkısı söyleyemiyorum. Bu yüzdendir ki böyle kısa bir mesaj çekiyorum. Hep olduğun gibi sevgi dolu ve neşeli kal. Nice mutlu yaşlara... Bir yıl daha bitti, ama sakın üzülme zaman çabuk geçiyor diye... Unutma ki herkes aynı şeyi yaşıyor. Bu yılın sonunda geriye baktığında umarım "harika bir yıldı" dersin.. Dileğim bugün dilediğin tüm dileklerinin gerçek olması. Geleceğini oluşturacak her yeni gün, bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olsun! Belki yanında değilim ama bil ki kalbimin en derin yerinde bugünü seninle kutluyorum. Nice yaşlara... ETKİLEME MESAJLARI ![]() Seviyorum sevmenin acı verdiğini Her sevenin sevilmediği bile bile ... Ama yine de bir umut taşıyorum .Belki seven sevilir diye. Herzaman gül, hayata gülücük şaç, gülmeyi benimse, Çünkü senin bir gülüşün için, Koca dünyada yaşayan biri mutlaka biri vardır. Güneşin doğduğu yerde parlayan bir ışık görürsen.Bilki senin için yanan kalbimdir. Bazen sana gayesiz, raslantısal bakardım... Sense kaçırırdın gözlerini benden. Oysa , sana bakarken gözlerinde kalbini görürdüm. Gözlerin olmadan da kalbini göreceğimden habersizdin. Ve hatta sana bakmadan seni hissettiğimi bilmezdin Titrer durur ellerim yanında. Vücudum ürpermeyle dolar. Üşüyorum ben yanında. Çünkü varlığın içime serinlik veriyor İçim o kadar senle doldu ki... İnsanlar seni gözbebeklerimde görürler diye bakmaya korkar oldum Öyle güzeldin ki! Ama bir gün anladım yüzündeki güzelliğin ruhundan geldiğini. Öyle güzeldin ki! Anladım seni güzel gören benim gözlerimdi. Sevgimin güzelliğiydi seni güzelleştiren. Eğilip gözlerime baktı: seni seyredebilirmiyim dedi usulcacık. Sandım eylemlerin, insanların gözlerimde ve yüzümde oynaşmasını Seyredecek. "Evet" dedim belli belirsiz. Yumdu gözlerini. şaşırdım. Sonra anladım ki kalbinde seyrediyordu beni. Ufukta bir gemi görsem seni taşıyan, Mavi denize dalardım geriye bakmadan .Uçsuz bucaksız mavilikte arardım beni .Taa ki beni sende bulana kadar. Ay yıldıza mutluluk fısıldarken.Gökyüzü sevincini yeryüzü ile paylaşırken.Ben sana bir parça mutluluk yolluyorum.içindeki umut çiçekleri hiç solmasın diye Hani gözler varya sözleri anlatır, Hani sözler varya gözleri aglatır, Hani anlar varya değeri geç anlaşılır,Bir de aşk varya seni bana anlatır.. Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır: O da geçip giden zaman... Seni düşünür , seni özlerim , Sevgilerin özlemlerin derinliğinde .Ne olur kır şeytanın bacağını birkez beni hatırla , Bir sonbahar serinliğinde.. Kalbimi kırmak suya yazı yazmak kadar zordur. Kalbimi düzeltmek ise gece doğan güneşm dokunmaya benzer. Sen o suya yazı yazdın.Şimdi güneşin doğmasını bekle. Şimdi daha iyi anlıyorum ki, Nefes almak değilmiş, yaşamak. Ateşlerde yanmak gibi bir şey, Seni severken,sensiz olmak... Gökyüzü yıldızlarla doluydu, ben hep seni düşünürken. Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyor diye. Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın. göz kırpardın uzaklardan sessizce. Bense hep seni bekledim, kırık kalbim, yaşlı gözlerimle. Aynaya bakınca kendimi değil kocaman bir yürek .Ve o yürekte ondan da büyük bir sen gördüm. Yağmur vuruyorsa pencerene,Anla ki o zaman ben ağlıyorum. Yağmur pencerene vururken ,Benim gözyaşlarım da kalbime vuruyor; Tıpkı yağmur gibi.. Bana kalsa gökyüzündeki tüm yıldızlar yerine bütün insanlara .Senin gözlerinde ışlıdayan bir çift yıldızı gönderirdim. Ya durgun olmalı deniz ; ya durmalı ya da kudurmalı, Sonuna kadar saplanamayacksa hançer kınıda durmalı , Seven ölene dek sevilmeyecekse baştan unutulmalı. Sen en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel , Herkesin sevmeyi haketmeyeceği kadar özelsin. Sen dünyaya sürgün bir meleksin .Ve ben seni o kadar çok seveceğimki .Bir daha cennetine dönemeyeceksin Ne seni unutmak gibi bir çaba var yüreğimde,Nede aşkımı körükleyen bir rüzgar , Ne seni görmeden durabilecek kadar güçlüyüm, Ne de kaybetmeye dayanacak kalbim var. (¯`·._)(¯`·._) KOMEDİ MERKEZİ (¯`·._)(¯`·._)![]() DUVAR YAZILARI Ask ÖLdurur EvLenmek Surundurur.. ------------------------------------------------------ Bazı parazitler bağırsakta yaşar, bağırmasak da ------------------------------------------------------ Kendimi öldürüp intihar süsü verecem. ------------------------------------------------------ Merak etme, kısırlık kalıtsal değildir: oğluna geçmez... ------------------------------------------------------ Eskiden kibirliydim; artık kusursuzum... ------------------------------------------------------ Fakirlik kader değildir, sadece kalıtsaldır ------------------------------------------------------ Bilmemek ayıp değil, Yeter ki çaktırma... ------------------------------------------------------ DELİ GİBİ SEVDİM, MANYAK GİBİ EVLENDİM. ------------------------------------------------------ Bunu yazan sinus, Okuyana kosinus... ------------------------------------------------------ Ne kadar sallarsan salla, Dört yanlış bir doğruyu götürür.. ------------------------------------------------------ Dereceye girmek için çok çalıştı, Ama hasta oldu derece ona girdi... ------------------------------------------------------ Size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapın. Çok zevkli oluyor... ------------------------------------------------------ Dış görünüşe önem vermem, röntgen filmi çektirip gelin ------------------------------------------------------ Kafanı çevirip durma, aklından geçenleri okuyamıyorum. ------------------------------------------------------ Ben ettim sen etme ! Bırak tuvalet temiz kalsın ------------------------------------------------------ Trabzon'da satılan su şişelerinin altında ne yazar ? Cevap : Buradan açılmaz ------------------------------------------------------ Bu tüp bebek hatalı; hep gaz kaçırıyor... ------------------------------------------------------ Kızda bir fizik var abi! Einstein yanında halt etmiş... ------------------------------------------------------ Korkunun ecele faydası yoktur, sadece iç çamaşırları kirletir... ------------------------------------------------------ İnsanların seni ezmesine izin verme; Ehliyet al, sen onları ez... ------------------------------------------------------ Bir erkek en çok sevgilisini, en iyi karısını, en uzun annesini severmiş ------------------------------------------------------ Ruhunuzu satmayın! Kiralayın ------------------------------------------------------ Ölüm korkusu sürekli değil mezarda biten geçici bir duygu ------------------------------------------------------ Benim için hayatta 8 önemli sey vardır: Pamuk prenses ve yedi cüceler ------------------------------------------------------ Hiişşt sen... Hey oradaki... Arkana bakmasana lan... Sana diyom... ------------------------------------------------------ Dünya delikanlı olsaydı, yuvarlak olmazdı ------------------------------------------------------ Kurtlardan teklif geldi. Sürüden ayrılıyorum ------------------------------------------------------ Papağanımı konuşması için terörle mücadeleye verdim. Sonuçtan memnunum. ------------------------------------------------------ Sigara içen birini öpmek küllük yalamaktan farksızdır ------------------------------------------------------ Gençler deneme-yamulma yöntemi ile yetişiyor ------------------------------------------------------ Her türlü iyi niyet itina ile suistimal edilir ------------------------------------------------------ "Bütün kadınlar güzeldir." lafı sürümden kazanmak isteyen erkeklerin uydurmasıdır ------------------------------------------------------ Ayrılık içimde bir kor, her gün sobayı tutuşturuyorum. ------------------------------------------------------ İnsan icat oldu. Ekoloji bozuldu ------------------------------------------------------ Atalarımız zamanında Orta Asya'dan çıkıp da ters yöne gitselerdi, şimdi Japon olurduk ------------------------------------------------------ Allah seni mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın ------------------------------------------------------ Bakarsan bağ olur, bakmazsan göremezsin ------------------------------------------------------ Şiddete karşı savaş açın! Şiddet yanlılarını kurşunlayın ------------------------------------------------------ Dünya yuvarlak, ozon delik. Abi ne sapık bir gezegende yaşıyoruz be ------------------------------------------------------ Süperman de uçuyor ama kimse ona kuşbeyinli muamelesi yapmşyor. ------------------------------------------------------ Yazılıdan sıfır aldım ama önemli olan katılmaktı ------------------------------------------------------ Herkes iyiliğimizi istiyor ama vermiyeceğiz işte ------------------------------------------------------ Bilmemek ayıp değil yeterki çaktırma. ------------------------------------------------------ Dünya delikanlı olsaydı yuvarlak olmazdı. ------------------------------------------------------ Üniversite öğrencisinden okey, bilardo dersleri. ------------------------------------------------------ Sanık! Ayağa kalk! ve çocuklu kadınlara yer ver. ------------------------------------------------------ Bizi çekemediler halat koptu. KOMİK SÖZLER ![]() Seni görünce gözlerim DOLAR, burnum EURO, kulaklarımda STERLiN !.. niheheh Bir kadin mutfaga girince neden bişi düşünemiyormuş ? Çunki tefal herşeyi duşünürmüş.. hihihi.. Anne : Benim kızımı ne mühendisler ne doktorlar istedi de vermedim Kız : Merak etme anne ben hepsine verdim. ühühühü.... Abi benim cinsel problemlerim var. Her gece cin görüyorum. Puhaha.... Adamın biri şoka girmiş,karısı; Migros'a... Hahaha... mehue Geçen gün dolaptan ses geliyo. Bir baktım, elbisenin modası geçiyo... Ekükkkeük... Yaşınız kaç? Bilmem her sene değişiyor.. zühueuhe Hey arkadaşım gelirmisin?...Hayır güselim ben giderim....ahahuahu.. tihihihi Önden bayanlar..."evet bugün çok baydım."... nihohaho.. pühehe Ben çok alçak gönüllüyüm...Niçin ?... Çünkü yükseklik korkum var.. mihohaoah... Adamın biri şoka girmiş,karısı; Migros'a... Hahaha... mehue Sakla samanı inekler grev yapsın. zühüeeh.. Dün kazı kazandan kaz kazandım euheuh euh eu hehueu... Maydanoz cildi güzelleştiriyormuş. Bende karıma maydanoz tarlası mı alsam ne... mehuea BİLMECELER ve CEVAPLARI ![]() ![]() Dünyayı sel bassa kimlere vız gelir? *senin gibi ördeklere* Eşekler neden kervanın önünde yürürler? *aşağılık kompleksinden* Hangi kalemle yazı yazılmaz? *kontrol kalemi ile* Timsahlar neden gazete okumazlar? *insanlarla ilgili konular onları ilgilendirmez şeker* Bir saat günde 13 defa çalarsa neyi gösterir? *bozuk olduğunu* Kimler çalışırken sigara içemez? *dalğıçlar* Balıklar neyi sevmez? *ızgara olmayı* İtfayeciler neden kırmızı kemer takarlar? *pantolonları düşmesin diye* Bir ağaçtan bir zencinin koluna düşen böcek ne diye feryat eder? *eyvahhh karakola düştük* Hangi yürüyüşte ayakkabılarımızı çıkartırız? *sessiz yürüyüşte* İnek kuyruğunu niçin sallar? *sütüne sinek düşmesin diye şeker* Türkçede en uzun sözcük hangisidir? *lastik* Ankara neden soğuktur? *06 olduğu için* Ne zaman 2*2 dörtten fazla eder? *2 ile 2 yanyana olduğu zaman* Hiç solmayan çiçek hangisidir? *yapma çiçek* İnsanlara hüzün verici yaş hangisidir? *gözyaşı* Türkiye'nin en tatlı dağı hangisidir? *elma dağ* Sinamada önümüze bir ayı oturursa ne yapmış oluruz? *filmin büyük bir bölümünü kaçırmış oluruz* Dünyanın en büyük kirazı nerede yetişir? *tabikii kiraz ağacında şeker* Patlıcan harakeri yaparsa ne olur? *karnıyarık olur tatlı* Renkli televizyon siyah beyaz televizyona ne der? *rengin solmuş* TÜRK YALANLARI ![]() Kalsaydınız bişeyler yerdik... Vallaha sarıda geçtim memur bey... Kazanmak önemli diil mühim olan yarışmaya katılmaktı... Dünya ahiret bacımsın... Şuan 65 milyon bizi izliyor... Bu son sigaram... Bütün kadınlar güzeldir... İki saat kapıda bekledim, açan olmadı... Seni düşünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi... Sen bi de beni gençliğimde görecektin... Ağlamıyorum... Gözüme bişey kaçtı... Yemezsen arkandan ağlar... Seni leylekler getirdi yavrum... Akşama erken gelicem... Bu aldığım en güzel hediye... Bi oturuşta iki büyük devirirm... Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için... Ağzıma sigara sürmedim... Ben almiyim rejimdeyim... Eee ne zaman gidiyoruz içmeye?... Kadınlar en çok kel erkeklerden hoşlanır... İşim bitsin ben seni ararım... Bir kez olsun yüzüm gülmedi... Hayatımda hiç ilaç almadım... İhraç fazlası bunlar... O elinizdeki tek kaldı, başka yok... Bi`tanem... Seni Seviyorum... Beni seçerseniz size... Ben de tam seni arayacaktım... Bi şey olmaz... Ben eski yüzücülerdenim... Bizi davet ettiler ama gitmedik... Valla bu size çok yakıştı... Senin annen bir melekti yavrum... Bana yan bakan daha anasının karnından doğmadı... Merak etme hayatım sekreterimi görsen çok çirkin.... Büyük ikramiyeyi kazanmak istemiyorum önemli olan alın teri... Merhaba karıcım, mesai yeni bitti de... Üzülme sevgilim evlenince anneni yanımıza alırız... Evi boşaltın! Almanya`dan oğlum geliyor... İki gözüm önüme aksın ki... Kilolarımla barışığım ben böyle mutluyum! Formu doldurun biz sizi ararız Bu sene üniversite soruları çok basitti, keşke sınava girseydim... Ben her bahar aşık olurum... Gerçek aşkı sende buldum... 2 saat bekledim...Gelmedin! Üşüyosan ceketimi alabilirsiniz... Seni anlıyorum. Hatırası var, bunu sana veremem... Arkasından değil, burda olsa yüzüne de söylerim Her bedene uyar bu... Gol atmayı sevmiyorum.Asist yapmak daha çok hoşuma gidiyor. Senin eline kimse su dökemez.. Öğretmenin vurduğu yerde gül biter Şöyle bir arabam olsun milyarlarca borcum olsun... Benim için önemli olan ruh güzelliği Hediye olmasa inan verirdim. Bi arkadaşa bakıp çıkıcam, istersen kimlik bırakayım... Mektup gelmedi mi? Ama ben kendi elimle postaya attım... Belki biraz sıktı ama hiç merak etmeyin kullandıkça açılır... Kitaplarıma bir daha bakayım ama kitabı sana verdiğimden eminim... Onun için bişeyler yapmayı çok isterdim... Ama malesef... Elimden bişey gelmez... Sensizlik canıma tak etti... Ben hiç yalan söylemem Akşam elektrikler kesildi, dersimi yapamadım... Bunun garantisi biziz abi... Telefon şehirlerarasına kapalı Ben zaten böyle olacağını biliyordum... Bi kereden bişey olmaz. Biz sadece arkadaşız. Kuran çarpsın bu son sigaram Son biletler bunlar Hiç acıtmayacak. Daha önce hiç kimseyi böylesine sevmemiştim. Sizin mutluluğunuz bizim mutluluğumuz... Sayısaldan para çıksa, önce kimsesiz çocuklara sonra da yaşlılara bağışlarım... Haaa bi de okul yaptırırım... Abi kızı görücen bi içim su... Adem Bey şu an toplantıda... Kim arıyodu? Sizden iyi olmasın bi arkadaşım vardı... Kuru ekmek bana yeter... Yeter ki huzurum yerinde olsun... Dış transferleri 15 gün içinde bitiricez.... Aradım... Çaldı çaldı açan olmadı... Dünyanın en mutlu çifti olucaz... Devletimiz güçlüdür.......... Failleri en kısa zamanda yakalanacak...... Enflasyon düşecek....... Bu kış komünizm gelecek....... Memuru enflasyona ezdirmeyeceğiz...... Bu konuda elimizden geleni yapıyoruz...... Benim işçim, benim köylüm, benim memurum İLGİNÇ ÖLÜMLER ![]() Bir işçi 600 tonluk press makinesinin, arasından emeklemek suretiyle geçerek, ucundaki 2450 santigratlık fırında sigarasını yakmaya çalıştı. Mekanı Cennet olsun. Kurtarmaya gelen ambulans yerde yatan yaralının suratına park etti. Yaralının toprağı bol olsun. Berberin "rahatlatma" amacıyla müşterisinin boynunu aniden sağa sola çevirmesi sonucunda, müşteri boyun kırılması ile bayağı bir rahatladı.. Allah rahmet eylesin. Kafasında mermer kırdırmaya çalışan medyatik bir karateci travma sonucu öldü. Midesine kaçan sineği öldürmek amacıyla ağzına sinek ilacı sıktı... Allah kalanlara akıl fikir versin. Bir arabaya 11 kişi binip viyaduğe uçmak suretiyle 11 kişi Allah'ın rahmetine kavuştu.. Katta olmayan asansöre binmeye çalışan adam boşluğa düştü. Başımız sağ olsun. Balkona 50 kişi çıktılar ve sonuçta balkon çöktü. Böylece toplu ölüm gerçekleşti. Ormanda zehirli mantarları mangalda bir güzel közleyip afiyetle yiyen aile bir daha evine dönemedi. Yatağındaki tahtakurusu ve bilumum haşaratı öldürmek için yatağını ilaçladı ve aradan iki, üç dakika geçmeden aynı yatakta derin bir uykuya daldı. Sabahı getiremedi. Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı çıkartmak için ayağını silkeleyen adam, o sırada yoldan geçmekte olan yardımsever bir laz vatandaşın elektrik çarptığını sanması üzerine, kafasına kürek, kalas vb sert cisimlerle vurularak vefat etti. Adam, yolda mutlu mesut yürürken kafasına balkon düştü. Toprağı bol olsun, iyi adamdı. Adam, para çekmek amacıyla girdiği bankamatik gişesinde elektrik çarpması sonucu öldü. Trafik kazasından yaralı olan adam, kurtarıldı. Gayet sağlıklı bir şekilde olayı atlatan adam ambulansçı amcanın "yav sen bin hele film falan çekelim" demesi üzerine hastaneye gitmeye ikna edildi. Adam yolda ambulansın kaza yapması sonucu öldü. (Ambulansçı amca hala sağ) Adam çok sıkışmıştı. İhtiyacını bir yerde gidermesi gerekiyordu. Müsait bir yerde pozisyon aldı ve icraata başladı. Nereden bilebilirdi ki işediği yerde elektrik tellerinin olduğunu... Nüfus sayımı nedeniyle bom boş olan otoyolda bir sayım görevlisi bariyerlere çarptı ve vefat etti... Aynı işyerinde biri gündüz bir gece vardiyasında olmak üzere çalışmakta olan baba, oğuldan; biri mobilette motor ile işe gitmekte diğeri ise bir başka mobilette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılaştılar ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce Hakkın rahmetine kavuştular. Sarhoş bir şekilde tem otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişi radyoda çalmaya başlayan oynak bir şarkı üzerine aracı sağa çektiler ve tem'de göbek atmaya başladılar. Sonucuna katlandılar tabii. İşin ilginç yanı ise bu 5 kişiden 5'ininde ölmesi ve beşine de ayrı ayrı araçların çarpmış olması. Giriş katın bir kat altında olan ve üstü ahır olarak kullanılan köy kahvesinde okey oynayanlar, üstlerine, katın çökmesi sonucu inek,öküz vb. büyükbaş hayvanların düşmesi ile köy mezarlığındaki anahtar teslim çukurlarına yerleştiler. Eskiden anlatılan bir lunapark vakası: Parkın 2 kafadar gece bekçisi, park kapandıktan sonra, dönen salıncaklara binmeye karar vermişler. Yönetici kabinine girmişler aleti çalıştırmışlar. Makinenin ısınması için 1 dakika kadar süre gerekiyor tabii. Salıncaklara bir güzel kurulmuşlar. 1 dakikalık süre geçmiş alet çalışmaya başlamış. Ama 2 kafadar seans süresini ayarlamayı unutunca, bütün gece kusarak Hakkın rahmetine kavuşmuşlar... TEMEL FIKRALARI ![]() Babanin Sonu - Babam öldü, demis Temel. ilyas sormus: - Neden öldü? - Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü. - Eyvah parçalandi mi? - Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi apartmana yöneldi. - Apartmana mi çarpti, nasil oldu? - Yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi.Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düstü. - Orada mi öldü? - Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp havalandi yeniden... - Peki sonra? - Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk onu ÜSTÜ KALSIN Adamın biri birgün bi bara gitmiş ve bi içki istemiş.garson getirmiş.Ardından bir içki bir içiki daha derken adam baya bi içmiş.İçkisini içtikten sonra hesabı istemiş.Garson hesabı getirmiş 130 dolar demiş ve adam cebinden 130 dolar bozukluk çıkarıp üstüste masaya dizmiş ve bi parmak darbesiyle hepsini dağıtmış.Garson sinirden ne yapacağını şaşırmış ama napsın müşteri demiş geçiştirmiş. Ertesi gün yine aynı adam yine aynı olay Sonraki gün yine aynı adam yine aynı olay derken. Adam yine gelmiş bara.Garson bugün aynı şeyi yaparsa kesin pataklıyacam bu adamı demiş kendi kendine.Neyse adam yine içmiş içmiş sonra hesabı istemiş bu sefer hesap 60 dolar gelmiş.Garson adama dalmak için saniye sayarken adam vebinden bi kağıt 100 dolar çıkarmış.Garson sevine sevine " sen şimdi görürsün" diyerek kasaya gitmiş ve 40 dolar bozukluk getirip masanın üstüne üstüste dizmiş ve bir parmak hareketi ve paralar darmadağın.Adam bi garsona bakmış bi paralara bakmış hiç istifini bozmadan; "ÜSTÜ KALSIN" demiş VAMPİR TEMEL Bir İngiliz vampir, bir Fransız vampir, bir de Temel vampir Uçakta gidiyorlarmış. Bir sure sonra İngiliz vampir aralarından ayrılmış, aşağılara dalmis. Bir sure sonra geri gelmiş ki, ağzı yüzü kan içinde. Sormuşlar: - Ne oldu, nereye gittin? İngiliz vampir : - şu aşağıdaki beyaz evi gördünüz mü? Cevap:- Gördük. İngiliz Vampir : - Onun yanındaki duvari gördünüz mü? Cevap: - Gördük. İngiliz vampir : - Onun yaninda uyuyan küçük çocuğu gördünüz mü? Cevap: - Gördük. İngiliz vampir : - İşte ben o çocuğun kanını içtim, geldim. Yolculuk devam eder. Bir süre sonra Fransız vampir de ayni şekilde ayrılıp aşağılara gider ve geldiginde onun da yüzü gözü kan icindedir. Yine sorarlar: - Nereye gittin? Fransiz Vampir: - Şu aşağıdaki ağacı gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransiz Vampir: - Onun yanındaki küçük kutuyu gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransiz Vampir: - O kutuya yaslanmış yatan adamı gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransız Vampir : - İşte ben o adamın kanını içtim geldim. Yolculuk yine devam eder. Bir sure sonra Temel Vampir ayni şekilde ayrılır ve o da ağzı yüzü kan içinde geri gelir. Ona da sorarlar: - Nereye gittin? Temel Vampir: - Şu aşağıdaki evi gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Temel Vampir: - Peki onun yanındaki direği gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Temel Vampir: - İşte ben o direği görmedim......... (¯`·._)(¯`·._) DİNİ HİKAYELER (¯`·._)(¯`·._) SAÇLARI BEMBEYAZ YAPAN HATA Muğla’nın Milas kazasında orta yaşlı bir adam, bir gece rüya görmektedir: Kendisi ölmüştür. Yıkarlar, kefenlerler ve mezara defnederler. Rüya çok net ve berraktır. Adam mezara konduktan ve üzeri örtüldükten sonra kapkaranlık bir yerde kalır. Bir müddet sonra sağ tarafından bir menfez açılır ve iki kişi girer. Bunlar kendilerinin münker ve nekir olduğunu söylerler. Kendisini alıp o menfezden geçirerek geniş bir sahaya, pazar gibi bir yere getirirler. Bir üzüm tezgahının basma geçirerek karşıdan gelen bir zata üzüm satmasını söylerler. Münker ve nekir de kendisinin sağ ve solunda muhafız gibi durarak satışa nezaret ederler. Kendisinin alış-verişte cüzî bir haksızlık yaptığını gören münker ve nekir hemen tezgahın basından alarak çok büyük bir kapının yanma getirirler. Kapı kale kapışı gibi çok büyüktür. Kapının yanına gelir gelmez kapı otomatik olarak açılır. Rüya sahibinin o anda gördüğü manzara çok korkunçtur. Müthiş bir yangın ve içerisinde yanan insanlar vardır.İnsanlar bir taraftan yangın ve içerisinde yanan insanlar vardır, insanlar bir taraftan yanmakta; bir taraftan da derileri ve vücutları tazelenmektedir. Yanan insanların çıkardıkları feryatlara dayanılır gibi değildir. Münker ve nekir adamı, meydanın tekrar ortasına getirirler. Kendisine: Cezanın orada gördüğü gibi yanarak mı, yoksa bir başka şekilde verilmesini mi, istediğini; hangisine razı olduğunu sorarlar. Adam gördüğü o müthiş yangında yanan insanların yanmasındaki cezaya razı olmayıp bir başka cezaya razı olduğunu söylemesi üzerine, birdenbire vücudunda binlerce derece bir hararetin baş gösterdiğini bütün dehşetiyle hisseder. Dayanılmaz bir ızdırap, çekilmesi mümkün olmayan acı ve azap başlamıştır. Avazı çıktığı kadar feryat ve figana başlar. (Bu anda dönelim rüyanın geçtiği adamın evine, adam gerçekten avazı çıktığı kadar bağırmaya başlıyor, vakit gece yarısı, karısı uyanıyor, bitişik odadaki iki yetişkin oğlu uyanıyor. Konu-komşu duyup geliyor, adam bağırıyor, yanındakiler uğraşıyor, fakat bir türlü uyandıramıyorlar. Belki bir veya biraz daha fazla saat geçiyor bütün uğraşmalar nafile, adam uyanmıyor bir türlü.) Dönelim gene rüya içine adamın hararetten yani içerisine düşen yangından bütün vücudu fokur fokur kaynıyor ve dayanılmaz bir hal alıyor. Feryatlar dayanılmaz şekilde… Bir müddet sonra münker ve nekir’in müdahalesiyle ceza tatbiki sona erdiriliyor. Ve adama deniliyor ki, “îşte gördün ve anladın ki ufak bir hatanın cezası bu. Şimdi seni tekrar hayata, dünyaya iade ediyoruz. Bundan soma yaşayışını buna göre tanzim et.” Bu müsaadeden sonra rüya sahibi uyanır amma, simsiyah olan saçları da, bu rüyanın dehşetiyle bembeyaz olur. Vakayı bize nakleden ve bu şahsı gören Avukat Fethi Ün’ün ifadesine göre, şimdi artık o, hayatım kılı kırk yararak geçirmekte, bundan sonraki menzili olan kabirde kendisine faydası olacak salih amellerin, güzel şeylerin peşinden gitmektedir. BETERİN BETERİ VAR Mehmet işten çıkarılır. Eve gelip durumu bildirince, hanımı içeri almaz. Gidecek yeri olmadığından Şeyhin dergahına gider. Bu sırada şeyh talebeleriyle sohbet etmektedir. Bu arada börek çörek yenmekte, çaylar içilmektedir. Mehmet de aralarına katılır. Şeyh, sohbet esnasında; beterin beteri vardır, insan içinde bulunduğu duruma şükretmeli der. Bunu bir kaç defa tekrar edince, bizim zavallı dayanamaz, kendi kendine, (!.. postun üzerindesin, sevenlerin etrafında, talebelerin hizmet ediyor, keyfin yerinde… Elbette içinde bulunduğun duruma şükredersin, ya ben ne yapayım) diye mırıldanır. Şeyh, bunun kalbindeki sıkıntıyı fark edince, evladım, sen de içinde bulunduğun duruma şükret. Beterin beteri vardır der. Mehmet dayanamaz, şu an besbeter bir durumdayım Efendim… Hem işten kovuldum, hem de evden… Şeyh oralı olmaz aynı sözünü tekrar eder: “Beterin beteri vardır. Sen yine de durumuna şükret.” Mehmet, cevap vermez ama daha beterini hayal bile edemez. Bu sırada akşam olmuştur. Herkes köşesine çekilince, Mehmet de, belki hanımı razı edersem diye dergahtan çıkıp eve gider. Kapıyı çalar, hanımına “beni affet, perişanım” diye yalvarır. Fakat hanımı, içeri almaz. Kapının bir kenarına kıvrılır. Soğuktan titremeye başar, kuytu bir yere oturur, fakat çok geçmeden zaptiyeler bunu gizlenmiş olarak görünce şüphelenip karakola Fiürürler. Eşkaline bakınca bunu nezarete atarlar. Meğer o civarda bir hırsızlık olmuş. Hırsızın eşkali de bizimkine uyuyormuş. Zavallı, geceyi nezarete atılmış ipsiz sapsız haydutların arasında geçirir. Şeyh, durumu öğrenir, ziyaretine gelir. Daha, nasılsın diye sormadan bizimki feryat eder: - Nedir bu başıma gelenler? Önce işten sonra eşten oldum, şimdi de…” Şeyh sözünü keser: - Beterinde beteri vardır. Bizimki dayanamaz: - Hocam anlatamadım galiba… Suçsuz yere hırsız damgası yedim. Üstelik bu haydutlarla aynı yerdeyim, şunların tiplerine baksana…” Şeyh hiç umursamadan karakoldan ayrılır. O gece nezaretteki zanlılar arasında müthiş bir kavga çıkar. Sille tokat birbirlerine girerler. Bizim Mehmet bir kenara sinerek boğuşanları seyreder. Bu sırada zaptiyeler kavgayı ayırır. Kavganın sebebi araştırılır. Kavganın Mehmet geldikten sonra çıktığını gören zaptiyeler, zavallıyı kavgayı başlatmakla suçlayıp tekme tokat tek kişilik bir hücreye atarlar. O geceyi hücrede geçiren Mehmet, sabahleyin şeyhi karşısında görünce ağlamaya başlar. Başından geçenleri sıkıntıları anlatır. Ama şeyh aynı şeyi tekrar eder: - Beterin beteri vardır, sen durumuna sabret. Bizimki şaşkınlıktan ağlamayı bile unutur: - Sabır mı? Sabır taşı olsa çatlar. Şeyh güler geçer. Bizimkinin öfkeden kanı beynine sıçrarsa da bir şey diyemez. Şeyh gidince ortalığı birbirine katar. Bağırıp çağırır, hücre kapısını tekmeler. Gürültüye gelen zaptiye memuruna da hakaret edince fena şekilde dayak yer. Üstelik de “Bu herif yalnızlıktan sıkılmış olmalı” diyerek yanına hasta olan Mecusi bir tutukluyu koyarlar. Tek kişilik bir hücrede iki kişi olması bir yana, adamın ömrü boyunca yıkanmamış, saçı sakalı kir pas içinde, hastalıktan inlemesi bizimkini perişan eder. Geceyi Mecusi ile koyun koyuna geçirirler. Sabah olunca şeyh tekrar ziyaretine gelir. Der ki: - Ooo… Ne kadar güzel… Bir de arkadaşın olmuş. Yalnızlık çekmezsin.” - Böyle arkadaş olmaz olsun efendim. Herif hasta ve baygın yatıyor, üstelik de leş gibi kokuyor. Dar yerde mecburen kalıyoruz. Şeyh yine hiçbir şey söylemeden ayrılır. Bir kaç saat sonra hasta Mecusi hem kusmaya, hem de altına kaçırmaya başlar. Mehmet hücrede yine tek başına kalabilmek için bir fırsat bilerek görevlileri çağırır. Görevliler durumun vahametini görünce; “Bundan sonra bu hücrenin temizliğinden sen sorumlusun” diyerek bir kova su ile bez verip giderler. Nezarettekiler ikiye ayrılır, yine aralarında kavga çıkar, çoğu şişlenir ölür, kalanı da yaralanır. Ertesi gün şeyh efendi karakolu ziyarete gelir. Hücreye yaklaşınca Mehmed’in yanık sesini duyar. O bir yandan Mecusiyi ve hücreyi temizliyor, bir yandan da dua ediyorlar. - Ya Rabbi sana şükürler olsun, iyi ki hücreye girmişim, ben de muhakkak kavgada ölebilirdim. Bir de Mecusiye hizmet ettiğimden dolmayı Mecusi müslüman oldu. Şeyhi görünce başını eğer: - Haklıymışsınız efendim. Bu adamcağız hasta oldu. Temizliğini de bana yaptırdılar. Düşündüm ki, ya bu adam ölürse halim ne olur? Beni cinayetle bile suçlarlardı veya buraya hiç uğramaz, adamın cenazesiyle kim bilir kaç gün daha burada tutarlardı. İyi ki ölmedi, hem de müslüman oldu, üstelikte büyük kavgadan kurtulmuş oldum. Şeyhi gülümser: - Beterin beteri olduğunu anladın demek… Sana bir müjde vereyim. Zaptiyelerin yanından geçerken duydum, gerçek hırsız yakalanmış. Mehmet çok geçmeden karakoldan çıkarılır. O da beterin beteri olduğunu yaşayarak anlar. Yörenin bir zengini ona acır işe alır. Hanımı da iş güç sahibi olduğunu öğrenince onu tekrar eve kabul eder ŞEYTAN VE ELİNDE BİR BARDAK SU ŞEYTAN ve ELİNDE BİR BARDAK SU Allah dostlarından Ebû Zekeriyya hasta döşeğinde ölümle pençeleşiyordu. Yakın dostlarından biri kendisen “Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullah! (Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.)” sözlerini telkin etmek istedi. Bir etti, iki etti, üç etti. Ebu Zekerriya her defasında söylemeyi reddediyordu. Bu durum karşısında yakın dostu Ebu Zekerriya’nın son nefesinde imansız gideceğinden korktu ve endişeye kapılmıştı. Bütün bir ömrünü Allah’a ibadet ve taat etmekle geçiren böylesine bir kimsenin şimdi hasta döşeğinde ölüm ile pençeleşirken Kelime-i Tevhid getirmemesine bir mana veremiyordu. Şeytanın bir kandırışına mı yenilmişti yoksa? Veyahut da yüce Allah’ın tecellisi karşında mı idi? Bir müddet kafası bu düşünceler içinde çalkalanan dost baktı ki Ebu Zekerriya sanki kafasında resmi geçit yapan düşünceleri okuyormuş gibi bir aralık gözlerini açarak, “Bana bir şey mi dediniz?” diye sordu. Orada bulunanlar. “Evet, üç defa şehadet getirmeni söyledik, her defasında reddettin. O yüzden büyük bir endişeye düştük.” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Ebu Zekerriya şu olayı anlatmaya başladı: “Lanetlik şeytan elinde su bardağı ile gelmişti: Sağ yanıma dikilmiş elinde suyu göstererek “içecek misin?” diye soruyordu. Karşılınğında ise, “İsa, Allah’ın oğludur” dememi istiyordu. Reddettim. Sonra sol yanıma geçip dikildi. Yine aynı hareketleri tekrarlayarak “İsa, Allah’ın oğludur” cümlesini söylememi istedi. Yine reddettim. Üçüncü olarak “La ilahe (Allah yoktur)” diye söyledi, yine reddettim. Böylece her çareye başvurarak tam manasıyla yoklamasını yapıp da müspet bir netice alamayınca elindeki suyla dolu bardağı yere çarptı ve sıvışıp gitti. İşte gerçekte ben sizi değil, onu reddediyordum.” Ardından da Şehadet getirerek ruhunu teslim eden Ebu Zekerriya gülen bir çehreyle Cennete yolculuk ettiğini müjdeliyordu. (¯`·._)(¯`·._) GARİP OLAYLAR(¯`·._)(¯`·._) ![]() ![]() TARİH BOYUNCA UYGULANMIŞ İDAM TEKNİKLERİ ![]() Alıntı: İspanyol eşeği: Mahkum, eşek biçiminde yapılmış bir kütük düzeneğe oturtulur, ayaklarına giderek artan ağırlıklar bağlanırdı. Sonunda mahkum ikiye bölünerek ölürdü. Toptan atılma: Bazen mahkum, bir topun ağzına bağlanır ve top ateşlendiğinde mermi kişinin bedeninin içinden geçerdi. Bazen de mahkum büyük bir topun içine mermi niyetine yerleştirilir, sıkıştırılmış barut ateşlendiğinde paramparça olurdu. Tekerlek: Tekerlekler çok değişik biçimlerde kullanıldı. Örneğin, kişi özel yapılmış dev bir tekerliğin dış kenarına bağlanıyor ve sivri kazıkların ya da bir tepenin üzerinden aşağı yuvarlanıyordu. Demir kadın: Kadın biçiminde, bir insanın ancak sığacağı büyüklükte yapılan tabutların içi sivri demirlerle donatılıyor. Mahkum bu tabutun içine konularak kapağı kapatılıyor. Sarkaç: Kişi bir masaya sırtüstü yatırılıp bağlanıyor. Çok büyük, ağır ve keskin bir baltanın bağlandığı sarkaç mahkumun üzerinde sallanmaya başlıyor. Sarkacın ipi yavaş yavaş bırakılarak, her salınımda mahkumun bedeninin doğranması sağlanıyor. Demir kap: İçine fareler doldurulan büyükçe demir bir kap, açık ağzı karın bölgesine gelecek şekilde mahkumun vücuduna yerleştiriliyor. Ardından bu kap ısıtılıyor. Fareler can havliyle mahkumun karnını kemirip kaçacak yer arıyor. Böylece mahkum iç organları fareler tarafından kemirilerek ölüyor. Germe: Tarih boyunca mahkumların el ve ayakları bağlanarak gerdirmek yöntemiyle ölmesini sağlayan değişik mekanik yöntemler geliştirildi. Böceklerle öldürme: Kişinin zemine sabitlenmesi, üzerine bal gibi tatlıların sürülmesi ve böcekler tarafından yenilmeye bırakılması gibi pek çok türü var. Atlarla parçalama: Mahkum kol ve bacaklarından, 4 ayrı yöne koşturulacak olan atlara bağlanırdı. Ardından atlar koşturulurdu. Kafa kesme: Bu infaz yöntemi 16 ve 17′nci yüzyılda Avrupa’da ölüm cezasının en insancıl yolu olarak kullanılmıştır. 1789 Fransız devriminde ise kafa kesmek için Giyotin adlı özel alet geliştirildi. Giyotin, Fransa’da uzun yıllar kullanıldı. Öldüresiye dövme: Bu yöntemin son örneği, sahipleri tarafından ölünceye kadar dövülen Amerikalı kölelerdir. Kaynatma: Ortaçağ’da popüler olan yöntem. İnsanlar bağlanarak, ağır ağır ısıtılan dev kazanlarda haşlandı. Gömme: Çağlar boyunca tüm dünyada yaygın olarak kullanıldı. Örneğin, Hindistan’da kadınlar boyunlarına kadar kuma gömüldü ve kafası güneşte pişmek üzere terk edildi. Arap ülkelerinde de yaygın biçimde kullanıldı. Yakma: Avrupa’da inançsızlar, cadılar ve iffetsiz kadınlara engizisyon döneminde sıklıkla uygulanırdı. Mahkum bir kazığa bağlanır ve çevresinde ateş yakılırdı. Vahşi hayvanlara atılma: İlk Hristiyanlar aslanlara atılıyordu. Deri yüzme: Keskin bir bıçakla canlı canlı suçlunun tüm derisi yüzülüyordu. Deri solunumu duran mahkumu acılı ve uzun bir ölüm bekliyordu. Parçalanma: Mahkum henüz canlıyken balta, satır ya da testerelerle parçalara ayrılıyordu. Arap ülkelerinde 20′nci yüzyılda bile biçimde uygulandı. En son Suudi Arabistan yetkilileri, 1987 yılında Kabe’yi basan bir grubu bu şekilde öldürdü. Kazığa oturma: Bilek kalınlığında bir kazık, mahkumun kuyruk sokumundan başlayarak ensesine kadar sokulurdu. Kazığın omurilik ve iç organlara zarar vermemesine özen gösterilirdi. Ardından kazık mahkumla birlikte dikilir ve mahkumun ölmesi günler sürerdi. Demir sandalye/Demir yatak: Bu demir eşyalar iyice beslenmiş bir ateşle çevreleniyor ve bunların üzerindeki kişiler ölünceye kadar kızartılıyordu. Boğma: Çok değişik biçimlerde kullanılmıştır. En yaygın olanı denizdir. Belki de en iyi bilinen varyasyonu cadı testidir. Su eğer kadını reddederse kadın yüzer. Bu da kadının suçlu olduğunu gösterir ve infaz edilirdi. Eğer su kadını kabul ederse kadın boğulur ve bu da kadının suçsuz olduğunu gösterir. Zehir: İlginçtir ki zehir, infazın yaygın bir biçimi olmamıştır. Zehirin en çok tanınan kurbanı, baldıran zehirini içmeye zorlanan Sokrates’tir. Ezme: Mahkum zemine yatırılır ve üzerine aşama aşama ağır taşlar yerleştirilirdi. Mahkumun nefessiz kalarak öldüğü bu yöntemde, cellat, ölüm zamanını istediği gibi uzatabilirdi. Testereyle kesme: Suçlu testere ile ikiye bölünür. Yüksekten atma: Mahkum yüksek bir uçurum ya da kale burcundan aşağı atılır. Çuvala koyma: Suçlu yılan, akrep, kedi, köpek gibi hayvanlarla büyük bir çuvalın içine konurdu. Aç bırakma: Kişi bir hücre ya da kafese konur ve yiyecek verilmez. İki ağaçla ikiye ayırma: İki ağaç, birbirlerine doğru çekilir, mahkum bir kol ve bacağı bir ağaca, diğer kol ve bacağı da diğer ağaca bağlanırdı. Ağaçlar bırakılınca mahkum gerdirilmiş olur ve acı içinde ölürdü. Garotte: Askı ve idamın karışımı bir yöntem. Bir ucu duvara tutturalan ipin diğer ucuda mahkumun boynuna dolanır. Mahkum itilerek, çekilerek ya da ayakları kaldırılarak boğulur. Sürükleme: Kişi bir ata bağlanır ve ölene kadar sürüklenir. Su veya civa ölümü: Mahkum ölünceye kadar su veya civa içmeye zorlanır. Okla vurma: Vikingler tarafından uygulanmıştır. Acıyı uzatmak için ölümcül olmayan bölgeleri hedef almışlardır. Taşlama: Kişi, ölene kadar taşlanır. Taşlamada, kişinin üyesi olduğu topluluk da bu taşlamaya yardımcı olurdu. Arap ülkelerinde yakın zamana kadar kullanıldı. Yarma: Suçlu kendindeyken gövdesi açılır ve iç organlar tek tek çıkartılıp, kendisine gösterilirdi.. ANNE ŞEVKATİ ![]() ![]() Alıntı: - “Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını dondu ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu… Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı. Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu… Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak - “Büyük bir çocuk bana ucube dedi…” Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı. Annesi, her zaman ona - “Genç insanların arasına karşımalısın” diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu. Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü; - “Hiçbir şey yapılamaz mı?” diye sordu. Doktor; - “Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir” dedi. Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti bir gün babası - “Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır” dedi. Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu. Yıllar geçti, bir gün babasına gidip sordu: - “Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım…” - “Bir şey yapabileceğini sanmıyorum” dedi babası. - “Fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil…” Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi… Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu. - “Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu” diye fısıldadı babası. - “..ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?” Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir (¯`·._)(¯`·._) SİNEMA (¯`·._)(¯`·._) ![]() ![]() KARAYİP KORSONLARI : DÜNYANIN SONU ![]() Yönetmen Gore Verbinski Senaryo Ted Elliott, Terry Rossio Oyuncular Johnny Depp, Orlando Bloom, Keira Knightley, Chow Yun-Fat, Stellan Skarsgard Filmin Türü Aksiyon, Komedi Orijinal Adı Pirates of the Caribbean: At Worlds End Yapımcı Firma Jerry Bruckheimer Films Yapım Yılı 2007 Yapım Ülkesi ABD Orijinal Dili İngilizce Filmin Süresi 0 dakika Resmi Sitesi [LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın].. Dağıtıcı Firma UIP Filmcilik Vizyon Tarihi 25.05.2007 FİLMİN KONUSU Kaptan Jack Sparrow’u, Davy Jones’un sandığındaki akıllara zarar tuzaktan kurtarıp özgürlüğüne kavuşturmaya kararlı olan Will Turner ile Elizabeth Swann, çaresizlik içinde Kaptan Barbossa ile ittifak yaparlar. Doğu Hindistan Ticaret Şirketi’nin kontrolü altında olan Davy Jones’un ürkütücü görünümlü hayalet gemisi The Flying Dutchman, dünyanın bütün denizlerini kasıp kavurmaktadır. İhanet, vefasızlık ve dönekliğin kol gezdiği vahşi denizlerde yelken açan korsanlarımızın yolu egzotik Singapur’a düşer. Burada sevimli ve kurnaz Çinli korsan Sao Feng ile kafa kafaya gelirler. Dünyanın sonu tabir edilen uzakdoğu okyanuslarındaki nihai savaşta terazinin dengeleri ortadadır. Korsanların her biri sadece kendi hayatının ve kaderi için taraf olmakla kalmayacak; aynı zamanda özgürlük sevdalısı korsan yaşam tarzının geleceğini kurtarma mücadelesi verecektir. ASTERİX VİKİNGLERE KARŞI ![]() Yönetmen Stefan Fjeldmark, Jesper Moller Senaryo Jean Luc Goosens Oyuncular Filmin Türü Animasyon, Komedi Orijinal Adı Asterix et les Vikings Yapımcı Firma M6 Films Yapım Yılı 2006 Yapım Ülkesi Fransa, Danimarka Orijinal Dili Fransızca, İngilizce Filmin Süresi 78 dakika Resmi Sitesi [LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın].. Dağıtıcı Firma Özen film Vizyon Tarihi 20.04.2007 FİLMİN KONUSU Galya’nın en sevdiğimiz köyünde büyük olaylar gelişiyor: Şefin ağabeyi köye gelir, oğlu Kuduriks'i (Justforkix) kardeşine, onu bir erkek ve cesur bir savaşçı yapmak amacıyla teslim eder. Şef de en çok güvendiği iki savaşçısı, Asteriks ve Hopdediks'e bu görevi verir. Gel gelelim Kuduriks son model arabasıyla, tam bir şehir züppesidir. Ayrıca gölgesinden bile korkmaktadır. Bu sırada Vikingler korkunun ne olduğunu keşfetmek için -korkunun kanatlandırdığını ve insanları uçurabildiğini düşünmektedirler- deniz aşırı ülkelere sefere çıkarlar. Yolları Asteriks'in köyüne düşer, Kuduriks'in 'korkaklar şampiyonu' olduğunu öğrenirler ve ondan, kendilerine korkmayı öğretmesini isterler. Tabi bunu Kuduriks’i kaçırarak yaparlar. Kuduriks Viking şefinin dünyalar güzeli kızı Abba ile tanışır ve bir kültür şoku geçirir... Fakat aşk bir tokat gibi yüzünde patlayacaktır. (¯`·._)(¯`·._) EVCİL HAYVAN RESİMLERİ (¯`·._)(¯`·._) SİBİRYA KURTLARI ![]() Yardımlaşma mı, Mücadele mi? Prof.Dr. M.Sami POLATÖZ. Canlılar âlemine küçük ölçekte ve dar bir nazarla bakıldığında, tür içinde ve türler arasında ölümüne bir mücadele olduğu kanaati hâsıl olabilir. Belgesellerde sıkça gördüğümüz yırtıcı hayvanların otçul hayvanlara musallat olması ve onlarla beslenmesi hâdisesi, bir yönüyle bu mücadeleye misâl verilebilir. Ancak bu mücadele, bir türün neslini tüketecek şekilde değildir. Aksine bu mücadeleyle hastalıklı ve zayıf fertlerle başka canlıların rızık ihtiyacı karşılanırken, bir taraftan da zayıf türün sağlıklı nesillerinin dengeli bir nüfus içinde yaşamaları temin edilir. Aslanlar avladıkları en zayıf zebranın bir kısmıyla kendi gıda ihtiyaçlarını karşılarken, geri kalanını da akbaba, çakal, böcek vb. hayvanlara bırakırlar. Aynı türe mensup hayvanlar arasında da mücadeleler olmaktadır. Geyiklerin birbirleri ile kıyasıya mücadelesi buna örnek gösterilebilir. Bu mücadele neticesinde, en sağlıklı ve güçlü erkeğin genlerinin gelecek nesillere aktarılma imkânı doğar. Hayvanlar âlemindeki bu tip hâdiseleri kısmî gözlemlerden yola çıkarak değerlendiren bazı ekologlar, türler arasında kıyasıya bir hayatta kalma mücadelesinin olduğundan bahsetmişlerdir. Acaba yeryüzünü şenlendiren herhangi bir türe, hiç alâkası yokmuş gibi görünen başka bir türün hayatta kalmasını kolaylaştıracak bir vazife verilmiş olabilir mi? Yahut daha da kompleks bir münasebet içinde, birbirine muhtaç ve karşılıklı olarak birbirlerin hayatını kolaylaştırıcı vazifeler üstlenmiş türler zincirinden bahsedilebilir mi? Hâlbuki ekologlar şimdiye kadar, türler arasındaki birbirine karşı olan müspet tesirleri bir esas olarak değil, dikkate alınmayan bir istisna olarak görmüşlerdir. Ancak araştırma metotları ve biyolojik âlemin sırlı dünyasına ait bilgiler zenginleştikçe, hikmeti ve gâyeyi nazara almayan bu fikirlerde yavaş da olsa bir değişme başlamıştır. Nitekim bazı ekologlar artık, resmin küçük bir kısmına değil de, tamamına bakıldığında hakikatin ortaya çıkacağı görüşündedir. Northeastern Üniversitesi Deniz Bilimleri’nden Andrew Altieri: “İnsanlar niçin farklı türlere ait canlı topluluklarının bir arada bulunduğunu gösteren büyük resme bakmıyorlar? Hâlbuki biraz dikkat ettiğimizde bazı türlerin diğer türler üzerindeki müspet tesirlerini görebiliriz.” demektedir. Bu açıdan bakıldığında ‘temel tür’ olarak da vasıflandırılabilecek bazı türlere, aynı bölgede yaşayan diğer türler için uygun bir vasat oluşturma ve böylece bütün bir ekosistemi destekleme vazifesi verildiğini görebiliriz. Meselâ, kayalık ve çakıllı bir deniz sahilinde bir taraftan yazın sıcak güneşi, diğer taraftan da dalgaların sahili şiddetle dövmesi vasatı canlıların yaşaması için elverişsiz kılmasına rağmen, midyeler, yoğun sazlıklar ve bunlarla ilgili bazı türlerin buralarda tutunabildiği görülmüştür. Sazların veya midyelerin temel tür olup olmadıklarını anlamak için, Altieri’nin ekibi, sazları veya midyeleri veya her ikisini deney alanı olarak seçtikleri bölgelerden kaldırdılar ve kalan diğer hayvanlara ve alg (mikroskobik bitkiler) gibi türlere ne olduğunu gözlediler. Midyeler, kabuklu deniz hayvanları ve alglerin; saz ve kamışların yoğun olduğu kısımlarda daha çok sayıda mevcut olduğunu buldular ki, bu da sazların bu türler üzerindeki olumlu tesirini göstermektedir. Benzer şekilde midyelerin de salyangoz ve diğer kabuklu hayvanlar üzerinde müspet tesirleri vardı. Yapılan diğer deneylerde bu temel türlere, diğerleri için uygun zemin hazırlama, taşların yuvarlanmasını önleme ve diğer küçük organizmalar için elverişli yarıklar teşkil etme vazifesi verildiği ortaya çıkmıştır. Altieri, bu saz topluluğunun çok hususi bir ekolojik gâye gözetilerek birbiriyle faydalı münasebetler içinde olacak şekilde yaratıldığını ve başka zor şartların olduğu diğer yerlerde de benzer şekilde ortamı iyileştirecek temel türlerin var edildiğini söylüyor. Temel türler diğerleri için bir sığınak vazifesi görmektedirler. Şartların müsait olduğu mercan kayalıkları ve tropik çayırlarda da benzer yardımlaşmaların olabileceği düşünülmektedir. Bu faydalı münasebetler ilk bakışta kolay anlaşılmayan çok girift bir nizâm içinde olabilmektedir. Salyangozlar midyelere, midyeler ise sazlara bağımlıdır. Zincirdeki her bir halka hayatın devam etmesi için çok önemlidir. Resme bütün olarak bakıldığında, hayatın devamlılığının Sonsuz İlim, İrade ve Kudret’in tecellisinin sebep-netice münasebeti ile perdelenmiş bir tarzda gıda teminine bağlandığı; hayatta kalmanın esasının merhametsiz bir mücadele değil, daha çok ortama uyum sağlayıcı fizyolojik ve anatomik özelliklerle donatılma ve diğer türlerle yardımlaşma olduğu daha net olarak görülecektir. Kaynaklar - Bob Holmes, When co-operation is the key to survival, New Scientist Magazine, 2589, 3 February 2007. - Andrew H. Altieri, Brian R. Silliman, and Mark D. Bertness, Hierarchical Organization via a Facilitation Cascade in Intertidal Cordgrass Bed Communities, The American Naturalist, 169, 195-206, 2007. Matematik Lisanıyla İstikrar Ö. Faruk GÜLDEREN İki metrelik bir mesafeyi yürüyerek katetmenin çok kolay olduğu zannedilebilir. Çünkü, başlangıç ile bitiş noktaları arasındaki uzaklık sadece iki metredir. Her adımda yarım metre yol alabilen herkes bu mesafeyi dört adımda katedebilir. Bir adım uzunluğu çeyrek metre olan birisi ise bitiş noktasına sekiz adımda gidebilir. Fakat, iki metrelik bir menzile bile asla ulaşamayacak canlılar vardır. Çünkü nihaî noktaya ulaşabilmek atılacak adımlara bağlıdır. Meselâ, ilk adımda bir metre, ikinci adımda yarım metre, üçüncü adımda çeyrek metre, yani her adımda bir önceki adım uzunluğunun yarısı kadar yol alan bir canlı, sonlu adımda iki metrelik bir menzile ulaşamaz. Adımları yarıya düşen böyle bir canlının, belli bir zaman sonra attığı adımların bir önemi kalmayacaktır. Bu yolun sonuna, ancak sonsuz adım sonra toplam seriler kullanılarak varılabilir. Çünkü matematik bilgilerimiz bize 1+1/2+1/4+1/8+... serisinin ancak sonsuza kadar toplanması hâlinde 2’ye ulaşabileceğini söyler. Öyleyse, her adımda kalan yolun yarısını kateden bir canlı, ancak sonsuza kadar yürürse hedefine ulaşabilir. Bu prensiple sınırlanmış yol yürümede, canlının attığı adımın büyüklüğü ne olursa olsun, kalan yolun tamamını değil, ancak yarısını alabilmesi mümkündür. Yani, önünde daima gidilecek bir yol kalacaktır. Bu durum imkânsızı denemekten başka bir şey değildir, zîrâ hiçbir canlının ömrü buna yetmeyecektir. Çünkü atılan her adımda, varılan son nokta ile hedef arasındaki yolun sadece yarısını katetmek sözkonusudur. Bu matematikî hesapların açtığı pencereden yapılan mülâhazalar ışığında şimdiye kadar işlediğimiz amelleri ve Hakk’a doğru sürdürdüğümüz ömür yolculuğunda attığımız veya atacağımız adımları analiz edebiliriz. Acaba ömür yolculuğu bittiğinde, attığımız adımlar Yüce Rabb’imizin rızasını ve sevgisini kazanmamıza yetecek midir? Bu soruya kesin bir cevap vermek oldukça zordur; çünkü bu durum neticede O’nun (cc) iradesine bağlıdır. Bununla birlikte, Yüce Rabb’imiz hedefe ulaşmak için ne yapmamız gerektiğini hem kitaplar, hem de peygamberler göndererek bizlere bildirmiştir. O peygamberlerin sonuncusu olan Efendimiz (sas) bir hadîs-i şeriflerinde: “İki günü eşit olan zarardadır.” diyerek adımlarımızı artırmamız gerektiği konusunda bizleri uyarmaktadır. Ömür geçerken Hakk’ın rızasını kazanma yolunda attığımız adımlar gittikçe küçüldüğü hâlde, gidişatımızı beğeniyor ve hâlâ hedefe ulaşacağımızı zannediyorsak aldanıyoruz demektir. Zîrâ bir müddet sonra adımlar kısala kısala yok olacak ve artık hedefe yürüme diye bir şey söz konusu olmayacaktır. Hiç şüphe yok ki; duraklama, yerinde saymayı, yerinde sayma da artık adım atmamayı beraberinde getirecektir. Efendimiz (sas) işte bu tehlikeye dikkat çekmekte ve her gün bir önceki günden daha fazla adım atmamızı tavsiye buyurmaktadır. Konuyla ilgili bir kudsî hadîste de Yüce Rabb’imiz sevgisini kazanmanın yolunu şu şekilde tarif etmektedir: “...Kulum Bana kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir amel ve ibâdetle yaklaşamamıştır. Kulum Bana nâfile ibâdetlerle de devamlı olarak yaklaşır, sonunda Ben de onu severim. Bir kere de kulumu sevdim mi, artık Ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. (Haram olan şeyleri dinlemekten, haram olan şeylere bakmaktan ve el uzatmaktan, kötü yolda yürümekten onu korurum...) Artık o kulum Ben’den bir şey isterse istediğini veririm, Bana sığınırsa onu korurum.”(Buharî, Tevhid 15) Elbette, Allah’a kavuşma arzusuyla, O’nun (cc) rızasına vasıl olma iştiyakıyla kendimizden geçip coştuğumuz anlar olmuştur. Bazı özel gün ve gecelerde, kutlu zamanlarda kendimizi zorlayıp normalde yaptığımızın üzerinde nafile ibadetlerde bulunmuşuzdur. Ümidimiz odur ki, Yüce Rabb’imiz bunları kabul buyurur; fakat bu ibadetler kısa soluklu olursa bizi menzile götürmeye yetmeyebilir. Yukarıdaki hadîsteki “Kulum Bana nâfile ibâdetlerle de devamlı olarak yaklaşır, sonunda Ben de onu severim.” cümlesinden de anlaşılacağı gibi, önemli olan bu ibadetleri devamlı olarak yapmaktır. Yine başka bir hadîs-i şerifte, râvilerden Abdullah bin Amr bin el-As (ra) Hazretleri, Efendimiz’in (sas) kendisine şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Ey Abdullah, geceleri ibadet ederken daha sonra gece ibadetini bırakan falan kimse gibi olma.” (Buhari-Müslim) Yine Hz. Aişe Validemiz’in (ra) rivayetine göre, Efendimiz (sas) ağrı veya başka bir sebepten dolayı gece namazını kılamadığında gündüzün on iki rekat namaz kılarmış. (Müslim) Bütün bunlar ibadette istikrarın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Demek ki insan, nefsinin tesirinden kurtulup, kendi adım uzunluğu ölçüsünde istikrarlı bir şekilde O’na (cc) yürümelidir. Kudsî hadîste müjdelenen kul olma bahtiyarlığına erişmek için, yaptığı farz ve nafile ibâdetleri alışkanlık hâline getirmelidir. Kimi zaman nefis ve şeytan insanı ümitsizliğe düşürmeye çalışsa da kişi, gayretini ve şevkini kaybetmemek için elinden geleni yapmalıdır. Arada bir sürçse, ayağı kaysa bile kişi asla yeis girdabına düşmemeli ve karamsarlığa kapılmamalıdır. Adımlarının kısalığı, ubudiyetinin yetersizliği gibi mülâhazalar, kulu asla yavaşlatmamalı ve baş koyduğu yoldan geri çevirmemelidir. Nitekim, “Rabb’imizin en sevdiği ibâdet, az da olsa devamlı yapılan ibâdettir.” Birkaç komik video: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() İŞTE ESKİ TÜRK ALFABESİ ![]() |
||||||
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to karya For This Useful Post: | evrem_03 (06-02-2008), Jasn (06-02-2008), petek (06-02-2008), VarBak (06-02-2008), _pesimist_ (07-02-2008) |
|
|
#2 (permalink) | ||||||
|
eline sağlık güzel olmuş bende heveslendim bende yapcam kendime hehe
__________________
DİKKAT!!! Üyelerimizin Dikkatine :İndirdiğiniz Oyunların BirÇoğu Ücretli ve Bizim eklediğimiz Linklerinde Birçoğu ALINTI İndirip İndirmemek Sizin Kararınız. Birçok Link Denenmemiştir. Sonra Niye Çalışmadı Niye Kırık Gibi Sitemlerde Bulunmayınız. Biz Elimizden Geldiğince Yardımcı Olmaya Çalışıyoruz. Lütfen Takdir Etmeyi , Teşekkür Etmeyi de Unutmayınız. Sizde Forum Yönetiminde Görev Alabilirsiniz. Lütfen Taleplerinizi Bildiriniz. Lütfen Yorum,Paylaşım ve Katılımlarınızı Esirgemeyin [LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın][LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın][LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın][LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın] Her kim gün boyunca bir arı kadar aktif, bir boğa kadar güçlü, bir at kadar çalışkan olduğu halde, akşam olunca,
bir köpek kadar bitkin ise bir veterinere görünmelidir. Çünkü, bir eşşek olması, kuvvetle muhtemeldir! |
||||||
|
|
|